Sepetiniz şu an boş.
Tarla bitkileri; toprağa atılan ilk tohumla birlikte emek verdiğiniz her karış toprağı berekete dönüştüren, mutfaklarımıza en taze haliyle ulaşarak sofralarımızı güzelleştiren besleyici ürünlerdir. Tahıl, baklagil, yağ ve baharat bitkilerini tek bir çatı altında toplayan bu bitki grubu toprağa ekildiği zaman ne kadar verimli olduğunu gözler önüne serer. Anadolu topraklarının gücüyle filizlenen bu mahsuller, her gün evlerimizde, tencerelerde pişirdiğimiz yemeklerin en doğal kaynağıdır. Toprak yapısına uygun doğru bitki seçimi ve bilinçli üretim, mutfaklara sağlık, çiftçilere ise yüksek kazanç getirir.
Tarlalarda üretim yapmak isterken sofraların kalitesini ve tarlanın bereketini artırmanın en doğru yolu, yüksek çimlenme oranına sahip sertifikalı ve temiz içerikli tohumlarla işe başlamaktır. Doğru zamanda toprakla buluşan kaliteli bir tohum, en zorlu iklim şartlarında bile firesiz büyüyerek hasat zamanı çok başarılı sonuçlar verir.
Mutfak kültürümüzün temelini oluşturan ve sofraları zenginleştiren tarla bitkileri, çok geniş bir üretim alanına sahiptir. Tabaklarımızdaki bitkisel protein kaynağımız olan o lezzetli baklagillerden, mutfakta kullanılan yağların ham maddesi olan yağ bitkilerine ve yemeklere şifa katan baharatlara kadar her mahsul toprağa yoğun emekle işlenir. Pazar değeri yüksek ve kaliteli ürünler elde etmek için bölgenizin iklim şartlarına uygun tohumları toprakla buluşturmanız gerekir.
Tarlalarda yetiştirilen bitkilerin tohumları; ticari üretim yapan çiftçilerden, niş pazarlara özel ürün yetiştiren daha küçük üreticilere kadar tarımsal faaliyetlerini sürdüren herkese özel olarak hazırlanmıştır. Toprağınızın büyüklüğü ne olursa olsun, yüksek verimli sonuçlar hedefleyen üreticilerimiz için çimlenme gücü yüksek tohum çeşitleri, kaliteli ve bol ürün elde etmenize imkan verir.
Baklagil tarımında ilk akla gelen çeşitlerden biri olan kuru fasulye, yüksek protein içeriğiyle en sevilerek yetiştirilen türlerdendir. Doğru bölgede, doğru kuru fasulye çeşidini seçmeniz tarladaki verimi etkilediği gibi tencerelerdeki pişme kalitesini de doğal olarak etkilediğini söyleyebiliriz. Örneğin; Alberta ve Kanada fasulyesi çeşitleri, daha iri taneli yapılarıyla öne çıkan ve özellikle gıda sanayisinde yoğun lezzetiyle talep gören ürünlerdir. Geleneksel mutfak lezzetlerine bağlı kalan üreticilerimiz için ise horoz fasulyesi, hızlı pişme süresi ve pazar değerinin yüksek oluşuyla yerli üretimde ilk tercih edilen çeşitlerden biridir.
En çok pilaki yapımında kullanılan Dermason fasulyeleri tarlalarda en çok ticari amaçla üretilmektedir. Bu çeşit, pişirilirken kalitesi ve tane bütünlüğünü koruması sayesinde özellikle otel ve lokantalarda, yani toplu tüketimin olduğu yerlerde kullanılmaktadır. Meşhur ispir kuru fasulye tohumu ise en çok serin iklimli bölgelerde yetiştirilir ve protein ihtiyacını büyük oranda karşılar. Bu fasulye tohumu, ekonomik değeri yüksek olup yetiştirildiği bölgede çiftçilere yüksek kazanç getirir. Hasat zamanı geldiğinde üreticisini en çok sevindiren nadide çeşitlerden biridir.
Çalı tipi fasulye tohumu için geniş alana sahip tarlalarda üretim düşünüyorsanız, oturak formda gelişen bu özel bitki kendi formunu koruyarak büyür. Bu durum, sırık çeşitlerdeki gibi işçilik masraflarını da ortadan kaldırır ve üretim maliyetlerinizi düşürür. Aynı zamanda ekim yapıldığı zaman ekstra bir destek düzeneğine ihtiyaç duymadığı ve daha pratik olduğu için için küçük bahçelerde de çok rahatlıkla yetiştirebilirsiniz.
Bitkisel yağ sanayisinin baş kahramanı olan yağ bitkileri, tarla bitkileri arasından dekar başına en yüksek kazanca sahip olanlardır. Bu bitkiler arasında yer alan kanola ve kolza tohumu zaman zaman üreticiler arasında karıştırılır. Kolza tohumu, yüksek uyum yeteneğine sahip olup doğal şartlara da çok dayanıklıdır ve genellikle endüstriyel amaçlı tarlalarda yetiştirilir. Kanola tohumu ise kolza bitkisinin gıda sektörüne kazandırılmış halidir. Ekim zamanlaması doğru ayarlandığında üreticilere yüksek miktarda yağ kazandırır. Özellikle bitkisel sıvı yağ sanayisinde en çok talep gören ve çiftçisine güzel kazanç sağlayan ürünlerin başında yer aldığını söyleyebiliriz.
Çörek otu tohumu ise yağlı tohumlar arasında siyah tanecikli yapısıyla öne çıkar. Kuraklığa karşı çok dirençli olup az su tükettiği için üreticiler için harika bir seçenektir. Çünkü sulama imkanı çok az olan yerlerde bile hızla filizlenerek tarlaları hiç boş bırakmaz. Bir de şu var ki, sadece gıda olarak tüketilmekte kalmaz, kozmetik ve tıp alanlarında da çeşitli şekillerde kullanıldığı için çiftçilere getirisi de yüksek olur.
Mavi haşhaş tohumu ise yüksek yağ içerip gıda, pastacılık ve ilaç sektöründe vazgeçilmez olup, tarlalarda da çok verimlidir. Ancak bu bitkinin ekiminde dikkat edilmesi gereken bazı durumlar bulunur; ülkemizde sıkı toprak sınırlandırmalarına ve resmi devlet iznine tabidir.
O yüzden tarlalarınıza ekim yapmadan önce herhangi bir cezai işlemle karşılaşmamak için bağlı olduğunuz tarım müdürlüklerinden mevzuatı kontrol ederek gerekli izinleri almanızı öneririz.
Ülkemizin iklim çeşitliliği, hem gıda tüketiminde hem de tıbbi alanda aromatik tarla bitkilerinin en kaliteli uçucu yağ oranlarına ulaşmasına imkan tanır. Anason tohumu, ilk dönemlerde biraz yavaş büyüse de köklerini toprağa saldıktan sonra kuraklığa meydan okur. Ege ve İç Anadolu’da çiftçilerin en güvenerek yetiştirdiği ürünlerden biridir.
Kimyon tohumu; küçük yapısına rağmen erken ilkbaharda toprağa ekildiğinde hızlı ve güçlü kök çıkışı yakalar. Kurak iklim şartlarına da kolay uyumu ile çiftçilerin de severek yetiştirdiği tarla bitkileri arasında bulunur. Doğru zamanda hasat edildiğinde özellikle baharat sanayisinde büyük bir değer kazanır.
Rezene tohumu, gıda endüstrisinde ve ilaç sanayisinde kullanılmak amacıyla yoğun talep gören ve çiftçiler için tarladaki en yüksek gelir kaynaklarından biri olan çeşittir. Derinlere inen güçlü kök yapısı toprağın alt katmanlarındaki nemi çok iyi kullanır. Çemen tohumu ise toprağı besleyen yapısıyla her zaman ayrı bir yere sahip olan, havadaki azotu bünyesine katarak doğal gübreleme yapan bir tarla bitkisidir. Bu yönüyle kendisinden sonra ekilecek ürünün verimini de artırmış olur. Aynı zamanda baharatlık gıda tüketiminin dışında, besleyici bir kaba yem bitkisi olarak da değerlendirilip çok yönlü kullanılabilir.
Tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle ve küresel iklim şartlarının etkisiyle modern tarımda alternatif tarla bitkileri her geçen gün daha fazla ilgi görmektedir. Özellikle de glütensiz gıda pazarının yükselen yıldızı karabuğday tohumu, ekimden sonra kısa sürede yetişebildiği için çiftçilere aynı sezonda birden fazla ekim yapma avantajı verir. Halk arasında greçka buğdayı olarak bilinen bu bitki, adında buğday geçmesine rağmen aslında buğday ailesinden değildir.
Çiçeklenme döneminde doğrudan toprağa karıştırıldığında adeta mucizeler yaratır ve kimyasal gübrelere olan ihtiyacı neredeyse tamamen ortadan kaldırır. Sadece toprağı beslemekle kalmayan bu mahsulün, gıda sektöründe pazar değeri bulurken aynı zamanda arıcılık faaliyetlerinde de kullanıldığı bilinmektedir.
Tarla bitkileri yetiştirirken yüksek ürün elde etmenin en önemli kuralı, tohumu doğru zamanda toprağa bırakmaktır. Tohumlarınız çok yüksek kaliteye ve temiz içeriğe sahip olsa da eğer yanlış zamanda ekim yaparsanız çimlenme gücü düşük olur ve ciddi verim kaybı yaşanır. Her bölgenin iklim şartları değişiklik gösterdiği için ekim zamanını da buna uygun ayarlamanız gerektiğini söyleyebiliriz. Tarla bitkileri, kışlık (sonbahar) ve yazlık (ilkbahar) ekimleri yapılmak üzere iki ayrı döneme ayrılmaktadır.
Tarlalarda ekim zamanlamasını ayarlarken bölgenin aldığı yıllık yağış miktarı, toprak sıcaklığı ve don riski gibi kritik öneme sahip durumları göz önünde bulundurmalısınız. Kıyı şeritlerinde ya da güney bölgelerimizde ekim zamanı erken başlarken; Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu gibi yüksek alanlarda son don tarihleri takip edilerek, 2-3 hafta kadar ileri kaydırılır. Bir de şu var ki, her bitkinin çimlenebilmesi için gerekli olan bir toprak ısısı vardır. Örneğin; kimyon tohumu gibi hassas ürünler ekilirken toprak sıcaklığı ideal görülen sıcaklığın altına düşerse çimlenme oranı belirgin biçimde düşer.
Geçmiş sezonlarda İç Anadolu’da bir tarlada dermason fasulye ekimi için üreticimize destek olmuştuk. Bölgede bulunan diğer çiftçiler aceleyle ilkbahar başında ekim yaparken, biz üreticimizle toprak sıcaklığının 10-12 °C olmasını ve son riskinin geçtiğinden emin olmak için bekledik. Erken dönemde ekilen tohumların çoğunluğu soğuk ve aşırı nemli toprakta çürümeye başlamıştı. Ancak bizim tam zamanında toprağa ektiğimiz tohumlar hiç fire vermeden güzelce çimlenmişti. Bitki gelişimini tamamlayıp çiçeklenme dönemine girdiğinde, daha Temmuz ayının o kavurucu sıcakları gelmeden meyve tutumunu (dane bağlamayı) çoktan tamamlamıştı.
Tarla bitkilerini yetiştirirken tohumların toprakla buluştuğu o ilk an, tüm üretim sezonu için çok önemlidir. Özellikle kimyon, anason veya çörek otu gibi ufak yapılı tohumların ekileceği tarlalarda, tohumların toprakla güzelce tam temas edebilmesi için pürüzsüz ve hafifçe sıkıştırılmış gevşeklikte bir tohum yatağı hazırlanmalıdır.
Bazı üreticilerin tarla ne kadar derin sürülürse o kadar iyi olacağını düşündüklerini görüyoruz; ancak bu bir yanılgıdır. Bu durum ağır killi ve kireçli topraklarda yağış sonrası yüzeyin beton gibi sertleşmesine yol açar. Ayrıca ince yapılı bitkiler sertleşen toprak yüzeyini yırtıp yukarı çıkacak gücü kendinde bulamaz. O nedenle toprağı derin işlemek yerine 10-12 cm yüzeysel işleme ve ardından merdane ya da tırmık ile düzeltme yapabilirsiniz.
Kuru fasulye gibi kökleri güçlü ve iri taneli tohumlar ise çimlenme sürecinde toprağın derinliklerine rahatça asılabilmek için geniş bir alanda hareket etmek ister. Böyle iri tohumlu mahsullerde toprağın en az 20-25 cm derinliğinde işlenmesi taban taşı oluşmasını engeller ve bitkinin rahatça beslenmesine yardımcı olur.
Şunu da söylemek gerekir ki, ekim öncesinde toprağın havalandırılması ve kıştan kalan iri keseklerin tamamen parçalanması, sulama yaparken tarlada su göllenmelerinin de önüne geçer. Özetle, ekeceğiniz tohumun boyutuna ve kök yapısına göre esnek bir işleme yöntemi belirlemeniz, hasat vaktinde bolca ürün toplamanız için önemlidir.
Tarla bitkileri genel olarak, besin elementlerini en rahat alabildikleri pH 6.0-7.0 arasındaki nötre yakın topraklarda verimli olur. Eğer tarlanızda organik madde oranı %2’nin altında kalıyorsa, tohumunuz çok yüksek kaliteli olsa da, toprağın onu besleyecek ve büyütecek gücü yetersiz kalacaktır. Çünkü organik maddenin düşük olması toprağın su tutma kapasitesini düşürür ve hava almasını engeller. Eğer toprağınızda organik madde yüksekse, toprak nemi bir sünger gibi bünyesinde tutar ve bitkinin kuraklık stresine girmesini de engeller.
Bu gibi sorunların önüne geçmek için ekimden önce profesyonel bir toprak analizi yaptırmanız faydalı olur. Bu analiz sonucuna göre tespit edilen eksiklikleri, toprağa
karıştıracağınız kaliteli kompost veya iyi yanmış çiftlik gübresiyle tamamlayarak tohum yatağını organik açıdan zenginleştirmeniz gerekir.
Geçen yıl Ege’de pH analizi yaptırmadan fasulye eken bir üreticimizin tarlasında ekilen ürünlerin sarardığını ve büyümeyi durduklarını gördük. Daha sonra toprak analizi yaparak pH seviyesinin 5.5’in altına düştüğünü, bu asitlik durumundan dolayı köklerdeki faydalı bakterilerin çalışmadığını ve bu yüzden azot bağlayamadığını tespit ettik. O nedenle bir sonraki ekim için öncesinde kireçleme ve çiftlik gübresiyle toprağın pH dengesini 6.5 seviyesine çıkardık; bu müdahale sayesinde aynı tarladan bir sonraki hasat zamanı geldiğinde verimi iki katına çıkarmış olduk.
Tarlalarda ekim yapılırken eşit bir çıkış sağlamanın ve her bitkiye yeterli yaşam alanı sunmanın yolu, doğru ekim derinliği ve doğru sıra düzenini ayarlamaktan geçer diyebiliriz. Aslında tohumun büyüklüğü arttıkça ekim derinliği de ona göre artar. Küçük boyutlu tohumlar yüzeye yakın yerleştirildiğinde toprak yüzeyinden daha rahat çıkış gösterir. İri taneli tohumlar da güçlü köklere sahip olabilmek için daha derine bırakılmalıdır. Eğer derinliği yanlış ayarlarsanız, tohumlarınız ya yüzeyde kuruyup gider ya da toprağın derinliklerinde boğularak çürür.
Bir de şu var ki, büyük tarım alanlarında mibzerle sıralara ekim yapmak hem iş gücünü hafifletir hem de hasat sürecini ve ot kontrolünü kolaylaştırır. Ancak küçük çaplı üretimlerde ya da bahçe tipi çalı fasulyesi tohumlarını ekerken daha çok geleneksel yöntemler tercih edilir. Örneğin çalı tipi fasulyeler, 40 x 40 cm mesafelerde hazırlanan ocaklara, her yuvaya 3-4 tane tohum gelecek şekilde bırakılabilir. Daha sonra çimlenmeye başladıktan sonra aralarından en güçlü iki fide seçilerek seyreltme yapılmalıdır. Dolayısıyla ekim alanınızın büyüklüğüne göre doğru ekim tekniğini seçerseniz, işçilik maliyetlerinizi de büyük ölçüde düşürürsünüz.
Tohumları toprağa ekmeden önce suyla canlandırmak, çimlenme sürecini öne almak için çok iyi bir yöntemdir. Özellikle kabuğu sert olan kuru fasulye tohumlarını ekimden önce yaklaşık 12 saat boyunca oda sıcaklığındaki suda bekletmeniz, topraktan çıkış hızını ciddi oranda artırır. Benzer şekilde karabuğday, greçka tohumları da ekim yapmadan birkaç saat önce ıslatılırsa toprağa hızlı adapte olur. Tabii bu uygulamaların her bitki için uygun olmadığını hatırlatmak isteriz. Örnek vermek gerekirse; kimyon, anason veya çörek otu gibi uçucu yağ yönünden zengin olan bu narin tohumları fazla suya maruz bırakmak, çimlenme enzimlerine zarar vererek tarlada çürümelerine yol açar.
Tarlanızdan en yüksek verimi almak, doğru tohumları uygun coğrafyayla buluşturmanız bağlıdır. Ülkemizdeki iklim çeşitliliğiyle bir bölgede rekor kıran bir tohum, başka bir bölgede olumsuz sonuçlar verebilir. Örneğin kuraklığı seven kimyon İç Anadolu’da yüksek pazar değerine sahipken, nemli Karadeniz ikliminde kök çürüklüğüyle eriyip gidebilir. Yağışlı havalara karşı toleransı yüksek olan kanola ise Marmara ve Trakya’da kışlık olarak ekildiğinde müthiş sonuçlar verir.
Toprak yapısı da en az hava koşulları kadar bitki seçiminde etkilidir. Ağır killi ve su tutan arazilerde fasulye yetiştiriciliği kök boğazı çürüklüğüne neden olur. Sahada yapmış olduğumuz gözlemlerde, taban suyu yüksek, ağır killi bir tarlada fasulye eken bir üreticimiz ciddi bir miktarda mahsul kaybetti. Kendisine o sezon fasulye yerine toprağı gevşetmesi için karabuğday ve çemen ekmesini önerdik. Daha sonra çiçeklenme döneminde bu bitkileri doğrudan toprağa gömerek yeşil gübreleme yaptık. Bu şekilde toprağın drenajı ve organik yapısı düzeldiği için bir sonraki sene aynı tarlaya ekilen fasulyelerden çok güzel bir verim elde ettiler.
Tarlalara ekilen ürünlerin gerçek verimliliği, sadece hasat edilen ürün miktarı ile değil, harcanan bakım maliyeti ile ürünün piyasa satış fiyatı arasındaki net kâr marjıyla ölçülür. Başka bir ifadeyle, az masrafla yüksek getirisi olan niş ürünler, küçük arazilerde endüstride kullanılan mahsullerden çok daha kazançlıdır.
Örneğin, düşük masrafla yüksek kazanç sunan kimyon, çörek otu ve karabuğday gibi niş ürünler tarlalarda yüksek verimliliğe sahip seçeneklerdir. Dekara 80-150 kg verim sunan kimyon düşük maliyetiyle çiftçilerin yüzünü güldürürken, sadece 70-80 günde yetişen glutensiz besinlerin kahramanı karabuğday ise çiftçiye aynı sezonda ikinci kez ürün ekme esnekliği verir.
Bunun yanı sıra ispir, horoz veya dermason gibi kuru fasulye çeşitleri son tüketiciye hızlı şekilde ulaştırıldığında yerel pazarda katma değeri ve kâr marjı yüksek ürünlerdendir. Dolayısıyla arazinizde üretim planlaması yaparken bölge iklimine uyumlu, bakım maliyeti düşük ve pazarda yoğun talep gören tarla bitkilerine yönelmek, sezon sonunda istikrarlı bir gelir elde etmenin en garantili yoludur.
Sulama yöntemleri, her mahsulün su tüketimi ve kritik dönemleri farklı olduğu için değişiklik gösterir. Örneğin; kuru fasulye çiçeklenme ve bakla bağlama evrelerinde toprağın 5-6 cm altında düzenli nem ister; kurakçıl yapıdaki kimyon ve anason ise fazla suyu sevmez ve sezonluk yağışın yeterli olduğu bölgelerde fazladan sulama yapılırsa kök çürüklüğünü tetikler. Kanola gibi tarla bitkilerinde de çiçeklenme öncesinde yaşanacak kuraklık stresi dane dolumunu baltalar, o nedenle tarla susuz bırakılmamalı ve gerekli nem desteği sağlanmalıdır.
Sulama yöntemi ve zamanlama ise bitkilerin gelişiminde çok önemlidir. Yaprakları ıslatmayarak mantar hastalıklarını önleyen damla sulama fasulye ve karabuğday için çok idealdir. Yağmurlama sistemi, kanola ekili tarlalarda çıkışı kolaylaştırmak adına yüzeyi yumuşatmada kullanılır. Ancak çörek otu gibi ince yapraklı bitkilerde sürekli fıskiye ile sulama yapmak mantar hastalıklarına sebep olur. Geleneksel karık sulama da süzek olmayan, ağır topraklarda özellikle küçük üreticiler için çok ekonomiktir. Tüm sulama yöntemleri, buharlaşma kaybını önlemek ve mantar riskini en aza indirmek adına öğle sıcağında değil, sabahın ilk ışıklarıyla erken saatlerde uygulanmalıdır.
Geçtiğimiz yıllarda bir üreticimiz, çörek otu tarlasında yabancı otlara ilaçlama yaptıktan sonra toprağın hızlıca nemlenmesi için öğle sıcağında yağmurlama yöntemiyle sulama yapmıştı. Sıcak havanın etkisiyle oluşan yaprak ıslaklığı, tarlada sadece üç gün içinde külleme ve kök çürüklüğüne neden oldu. Hemen duruma müdahale ederek sulama saatlerini sabahın erken saatlerine çektik ve yağmurlama yöntemini kontrollü uyguladık. Bitkilerin üzerindeki nem gün doğumuyla birlikte kuruduğu için hastalığın yayılmasını da önlemiş olduk ve tüm ürünleri sağlıklı bir şekilde hasat etmeyi başarabildik.
Tarla bitkileri üretiminde kazançlı bir sezon geçirmenin ilk adımı, bütçenize ve alanınıza en uygun tohumu seçmekle başlar. Tohum fiyatları; bitkinin türüne, çeşidin verim gücüne, paket büyüklüğüne ve dönemsel arz-talep dengesine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Örneğin; kimyon, anason veya çörek otu gibi hasadı ve işlenmesi yoğun işçilik isteyen mahsuller, kanola gibi endüstriyel çeşitlere göre kilogram başına daha yüksek fiyatlara sahip olabilir. Aynı zamanda sınırlı miktarda üretilen atalık tohumlar ile çimlenme gücü yüksek hibrit tohum seçeneklerinin arasında da kendi içlerinde fiyat farklılıkları vardır.
Unutmayın ki, sadece fiyatı ucuz diye tohum seçmek yerine, içeriği temiz ve hızlıca çimlenen doğru çeşitlere yatırım yapmak hasat günü geldiğinde emeğinizin karşılığını fazlasıyla verir. Tarlanız için en kazançlı tohumları incelemek ve bütçenize uygun paketleri görmek için ürünlerimize göz atabilirsiniz. Toprağınıza en uygun çeşidi seçerken ya da ekim yaparken aklınıza takılan bir soru olursa İntfa Tarım olarak her zaman yanınızdayız.