Sepetiniz şu an boş.
Yem bitkileri, bol yapraklı yapılarıyla, hayvancılıkta kullanılan otun kalitesini, buna bağlı olarak sütün ve etin bereketini belirleyen en temel tarla bitkileridir. Tarlada hızlıca boy atma özellikleriyle öne çıkan bu bitkiler, taze yeşil ot olarak tüketilebildiği gibi kurutularak veya silaj (yem turşusu) yapılarak kış ayları için saklanabilir. Hayvancılıkla uğraşan üreticileri en çok zorlayan gider her zaman yem maliyeti olmuştur. Tam da bu sebeple kendi yemimizi tarlamızda üretmek, işletmemiz için yapılabilecek en doğru yatırımlardan biridir.
Başarılı bir yem yetiştiriciliği sadece ekim yapmakla sınırlı değildir. Kullanılacak olan yem bitkisi tohumunun doğru seçilmesi, uygun zamanda ekilmesi ve yetiştirme koşullarının iyi planlanması gerekir; çünkü her yem bitkisi aynı iklimde, aynı toprakta ya da aynı hayvan türünde istenen sonucu vermeyebilir.
Örneğin, kurak bir bölgede yetiştiricilik yapan üreticiler; su ihtiyacı fazla olan türler yerine kuraklığa dayanıklı yem bitkilerine yönelerek daha istikrarlı sonuçlar elde ederler. Benzer şekilde, süt üretimi için hayvancılık yapan işletmeler ile besicilik yapan yerlerin tercih ettiği yem bitkileri de farklılık göstermektedir.
Yem bitkilerini daha iyi tanımak ve tarlalarımıza doğru çeşidi ekebilmek için onları iki farklı gruba ayırabiliriz. İlki protein deposu olan baklagiller, ikincisi ise tam bir enerji kaynağı olan buğdaygiller. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarımızın kas gelişimi ve bol süt vermesi için protein almaları şarttır. Bu yüzden listemizin başında yemlik yonca tohumu, korunga, kırmızı üçgül ve hayvan pancarı gibi baklagil ailesi üyeleri bulunur. Öte yandan hayvanlarımızın enerjik olması ve kilo alması için de karbonhidrata ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyacı giderebilmek için de tarlalarımızda silajlık mısır tohumu, sorgum sudan otu ve reygrass süt otu gibi buğdaygil çeşitlerine yer veririz.
Bir de şu var; bu iki grubun dışında kalan ama çiftliğimizde mucizeler yaratan çok özel yardımcı bitkilerimiz bulunur. Örneğin arı otu tohumu; tarlamıza arıları çekerek doğayı canlandırırken aynı zamanda hayvanlarımız için çok besleyici bir yeşilliğe dönüşür. Yem şalgamı ise özellikle kışın taze ot bulmanın zor olduğu soğuk günlerde sığır ve koyunlarımızın içini ısıtan, onları tok tutan çok iyi bir sulu yem alternatifidir.
Peki, bu kadar seçenek arasından neden en çok yemlik yonca tohumu tercih edilir? Bu sorunun cevabı, yoncanın sadece protein bakımından zengin olmasında değil, aynı zamanda çok yıllık bir bitki olmasında saklıdır. Kendi tecrübelerimize göre, iyi bir yonca tohumunu tarlaya bir kere ektiğinizde ve doğru bakım uyguladığınızda, aynı tarladan yıllar boyunca defalarca ürün alabilirsiniz. Çevremizdeki diğer üreticilerle konuştuğumuz zaman da uzun vadede tohum ve işçilik maliyetini en aza indirdiği için genelde herkesin ilk tercihinin yonca olduğunu gördük.
Hayvancılık işletmelerinde ineklerin, koyunların ve keçilerin sağlıklı şekilde büyümesi için en gerekli unsur, kendi tarlamızda yetiştirerek elde ettiğimiz yem bitkileridir. Fabrikalardan alınan hazır yem çuvalları çok pahalı olduğu için hayvancılıkla uğraşan üreticiler genelde bu bitkileri kendi tarlasına ekerler. Tarladan toplanan bu doğal otlar hayvanların karnını doyururken aynı zamanda onların sağlığını da korur. Hayvanların bağışıklık sistemini güçlendirir, daha mutlu ve enerjik olmalarına imkan verir. Bu yemleri kendi tarlasında üreten yetiştiriciler, dışarıdan sürekli yem satın almak zorunda kalmadıkları için de büyük oranda tasarruf etmiş olurlar.
Hayvanlarımızdan bol bol süt ve lezzetli et alabilmek için tarlamıza ektiğimiz bitkilerin çeşitlerine çok dikkat etmeliyiz. Örneğin; mısır ve süt otu gibi bitkiler hayvanlara çok iyi enerji verir ve ineklerin sütünü ciddi oranda artırır. Koyunlar ve keçiler ise tarlalarda bu otları yemeye bayılırlar. Elbette ki hayvancılığın en değerli yem bitkisi olan yonca tohumu da tam bir protein ve güç deposudur; hayvanların kaslarını güçlendirir, aynı zamanda süt kalitesini artırır. Bu besleyici otları hayvanlarınıza yedirdiğinizde, çiftliğinizdeki bütün hayvanların sağlıkla büyüdüğünü ve süt kovalarının dolup taştığını görebilirsiniz.
Tarlalarda yetiştirilen birçok yem bitkisi olmasına rağmen, söz konusu hayvancılık olduğunda yemlik yonca tohumu her zaman öne çıkar. Yonca bitkisi; yapısı, boyu, yaprak sıklığı ve biçim sayısı gibi özellikleriyle farklı çeşitlere ayrıldığı için her bölgeye uygun bir alternatifi bulunur. Doğru şekilde bakımı yapılırsa yılda 4 veya 6 kere biçilebilen bu bitki, hayvanların etini ve sütünü çoğaltan son derece faydalı bir protein deposu haline gelir. Yonca tohumu seçiminde en önemli kural, tarlanızın bulunduğu bölgenin iklim şartlarına uygun olan doğru çeşidi bulmaktır.
Örneğin; Adana ve İzmir gibi sıcak şehirlerde, kış uykusuna yatma süresi çok kısa olan ve sıcaklığı görünce hızla boy atan yonca çeşitleri üreticisine yıl boyu devamlı ürün verir. Ancak Erzurum gibi kışı sert geçiren soğuk bölgelerde ise, hava soğumaya başlayınca hemen büyümeyi durdurup kendini toprak altında korumaya alan, soğuklara dayanıklı yonca çeşitleri tarlayı kurumaktan kurtarır ve çiftçileri de zarara uğratmaz.
Tabii tarımda yoncanın bu güçlü liderliğini destekleyen diğer tohumları da unutmamak gerekir. Bu noktada en popüler seçeneklerden biri olan silajlık mısır, hayvanlara çok iyi enerji verir fakat protein bakımından zayıf kalır. İşte bu nedenle bizler de mısırda bulunan yüksek enerjiyle, yonca çeşitlerinden elde ettiğimiz bol proteinli otları birleştirip karıştırarak hayvanlarımıza veririz.
Eğer baklagiller arasında yoncaya alternatif farklı bir yem bitkisi tohumu arayışındaysanız, korunga tohumu harika bir seçenektir. Yoncanın taze hali obur hayvanlarda bazen tehlikeli işkembe şişliklerine yol açabilir ama korunga asla şişme yapmaz. Özetle; tarlanızdan uzun yıllar yüksek verim almak ve hayvanlarınızın kaliteli süt vermesini sağlamak istiyorsanız, kendi ikliminize ve toprak yapınıza en uygun yonca tohumunu seçerek işe başlayabilirsiniz.
Bir hayvancılık işletmesinde tarlaya hangi yem bitkisini ekeceğinize karar vermek, sadece hayvanların besleneceği otu değil, maliyeti de belirler. Yem bitkilerini tek yıllık ve çok yıllık olarak ikiye ayırmak, aslında maliyet ve işgücü planlamasını yapmak demektir. Her sene traktör çalıştırmak, sürekli toprak hazırlığı yapmak ve harcama yapmak istemiyorsanız sizin için en uygun olanı çok yıllık bitkilerdir. Bu grubun başında ise yemlik yonca tohumu, korunga, kırmızı üçgül ve çok yıllık reygrass (süt otu) gibi çeşitler yer alır. Bu tohumlar toprağa bir kez atıldığında yıllarca ambarınızı doldurmaya yeter. Yalnızca ilk yıl olan ekim maliyeti sonraki yıllara bölünür; böylece zamandan ve maddi açıdan tasarruf sağlarsınız.
Öte yandan, her yıl yeniden ekilmesi gereken tek yıllık yem bitkileri de tarlalarda esneklik kazandırır. Silajlık mısır, sorgum sudan otu, arı otu, yaz otu ve yem şalgamı gibi bitkileri her yıl yeniden ekmeniz gerekir; bu da her sezon bütçenize yeni bir tohum maliyeti getirir. Her ne kadar bu durum başta bir dezavantaj gibi görünse de aslında çiftçiler için büyük bir güvencedir. Çünkü tek yıllık bu bitkiler çok hızlı büyür. Örnek vermek gerekirse, tarlaya ektiğiniz asıl ürününüzü hasat ettikten sonra tarlanızın boş kaldığı dönemlerde bu hızlı büyüyen bitkileri ekerseniz, toprağınız dinlenir ve canlanır. Aynı zamanda çok kısa sürede tonlarca ekstra yem üretimi yapmış olursunuz.
Kendi gözlemlediğimiz kadarıyla, kârlı bir hayvancılık için çok yıllık yemler ile tek yıllık yemleri birlikte kullanmak en doğrusudur. Özellikle yeni kurulan tarlalarda yüksek protein içeren yemlik yonca tohumu ile ilk yıl hızlı büyüyen tek yıllık bir yem bitkisi karıştırmak çok uygun olur. Bu yöntem sayesinde yonca tohumlarının kök salarak büyüdüğü ilk boş dönem değerlendirilir ve hayvanlar için bol enerjili, zengin içerikli yem elde edilir.
Yem bitkileri yetiştirirken yüksek verim almanın sırrı, tohumu toprağa doğru zamanda bırakmaktır. Ekimi yapacağınız dönemi seçerken bitkilerin sıcaklık isteklerini göz önünde bulundurmalısınız. Toprağın uyanmaya başladığı, sıcaklığın 8-10°C üstüne çıktığı Mart sonu ile Mayıs başı arasındaki dönem, sıcaklığı seven bitkiler için idealdir. Örneğin; silajlık mısır, sorgum sudan otu ve yaz otu gibi yüksek enerji veren tohumlar bu grupta yer alır. Ayrıca hava ve toprak ısınmadan aceleyle ekim yapılırsa, tohumlar toprak altında üşür ve çimlenme gecikir.
Yemlik yonca tohumu da ilkbaharda ekilebilir ancak yonca uzun ömürlü bir bitkidir; bu yüzden kökünü toprağın en derinlerine kadar sağlamca salabileceği sonbahar mevsimi aslında onun için daha avantajlıdır. Çünkü ilkbaharda ekildiği zaman aniden bastıran yaz sıcakları ve hızla büyüyen yabani otlar, daha körpe olan yoncanın zayıf kalmasına neden olur. Oysa sonbaharda ekilen yemlik yonca tohumu, kış bastırmadan tüm enerjisini köklerini güçlendirmek için harcar.
Ağustos sonundan Ekim başına kadar olan süreç, özellikle çok yıllık bitkiler için büyük öneme sahiptir. Başta yemlik yonca tohumu olmak üzere korunga, kırmızı üçgül ve reygrass (süt otu) sonbaharda ekildiğinde, kış gelmeden önce rahatlıkla köklerini toprağa sıkıca salar. Böylece bahar geldiğinde hiç vakit kaybetmeden hızla boy attıkları için erkenden biçilebilirler. Bunların dışında yem şalgamı da hayvanların taze ot tüketimi için müthiş bir alternatiftir; geç yaz ya da erken sonbaharda ekilerek, özellikle koyun ve keçilerin otlatılmasında tercih edilir.
Yem bitkileri eken çiftçilerle yaptığımız görüşmelerde genelde tohumu ektiklerini ama yarısının çıkmadığını söylediklerini duyuyoruz. Aslında bunun asıl sebebi, toprak hazırlığının eksik yapılması veya tohumların yanlış derinliğe gömülmesidir.
Hayvan yemi bitkileri, yapıları gereği küçük ve hassas tohumlara sahiptir. Dolayısıyla sadece yüzeysel sürülmüş ve iri keseklerle dolu bir tarlaya ekim yapıldığında, o minik tohumların toprak altında sıkışıp kalması ya da boşlukta kalarak kuruyup gitmesi kaçınılmaz olur. O yüzden yetiştiricilerin tarladan istedikleri verimi alabilmeleri için ekim öncesinde toprak hazırlığına özen göstermeleri gerekir.
Tohumların çimlenme oranını artırmak için tarlalarda tohumların yatağını doğru hazırlamalısınız. Bunun için ilk olarak pullukla 20-25 cm kadar derin bir şekilde sürerek toprağın kış boyunca hava almasını sağlamanız gerekir. Ekim dönemi yaklaştığında ise tarladaki büyük toprak parçalarını kırmak ve yüzeyi dümdüz hale getirmek için diskarodan (kesek kırıcı) destek almalısınız. Özellikle küçük yapılı yemlik bitki tohumları ekilmeden önce toprağı merdane ile biraz sıkıştırmak önemlidir. Böylece tarladaki gevşek kalan kısımlar kapanır ve tohumların uyanma süreci de kolay olur.
Toprak hazırlığı tamamlandıktan sonra en kritik adım ekim derinliğini doğru ayarlamaktır. Örneğin; hayvancılıkta en çok tercih edilen yemlik yonca tohumu 1-1,5 cm derine ekilmelidir; eğer daha derine ekilirse toprak altında çürür. Küçükbaşların çok sevdiği yem şalgamı tohumu en fazla 1 cm derinlik ister; hatta sadece yüzeye serpiştirip bastırmak bile yeterli olur. Öte yandan, iri yapılı silajlık mısır tohumlarını ise kuşlardan korumak ve nemden faydalanmak için 5-7 cm derine bırakabilirsiniz.
Önceki yıllarda bir üreticimiz, sorgum otu tohumunu toprağın neminden iyice faydalansın düşüncesiyle, mısır gibi çok derine, neredeyse 7-8 cm olacak şekilde ekmişti. Ancak bir süre beklemesine rağmen tohumlar toprağın derinlerinde sıkıştığı için başını toprak üstüne çıkaramadı ve tarlanın çoğu kısmı boş kaldı. Bir sonraki ekimde ise derinliği 3-4 cm olarak ayarlayıp üzerini hafifçe sıkıştırdığında bitkilerin kısa sürede hem de hiç fire vermeden boylandığını gördük.
Tarlalarımızdan bol proteinli ve kaliteli bir yem almak istiyorsak, bitkinin besin ve su ihtiyacını doğru şekilde karşılamalıyız. Hayvan yemi bitkileri yetiştirirken öncelikle toprak analizi yapılması iyi olur. Yonca, korunga ve üçgül tohumları havadaki azotu köklerine bağladığı için azotlu gübreye ihtiyaç duymazlar; hatta ekim yaparken yapılacak bakteri aşılaması bu doğal güçlerini ikiye katlar. Bu bitkilerin güçlü kök gelişimi için fosfor ve potasyum almaları önemlidir. Öte yandan silajlık mısır, sorgum ve reygrass gibi buğdaygillerin sağlıklı büyüyebilmesi için yoğun miktarda azota ihtiyacı vardır.
Yemlik bitkiler için suyu toprağa bir yağmur gibi eşit şekilde dağıtan yağmurlama sistemi en çok tercih edilen yöntemdir. Bu yöntem yonca, reygrass, yem şalgamı ve sorgum gibi sık ekilen türler için çok uygundur. Buna karşın, özellikle koçan bağlama döneminde silajlık mısır için damla sulama sistemi uygulanmalıdır. Damla sulama %30’a varan su tasarrufu sağlar ve mısır yapraklarının ıslanmasını önleyerek mantar hastalıklarının da önüne geçer.
Derin köklere sahip yemlik yonca, her biçimden sonra düzenli olarak sulandığında tarlaları yemyeşil yapar. Eğer sulama imkanlarının az olduğu kurak bölgelerde üretim yapıyorsanız silajlık mısır gibi çok su isteyen bitkiler yerine kuraklığa dayanıklı olan sorgum sudan otunu seçmek çok daha mantıklıdır. Ayrıca suyun buharlaşıp gitmesini önlemek için sulama saatlerini gece ya da sabahın erken saatlerine getirmelisiniz. Bu şekilde su toprağa güzelce işler ve kökleri tam zamanında besler.
Geçmiş yıllarda bir üreticimiz, reygrass (süt otu) tarlasını yazın ilk sıcak günlerinde tam da öğle sıcağında yukarıdan fıskiye yöntemiyle suluyordu. Yakıcı güneş altında geniş reygrass yapraklarının üzerinde kalan su damlacıkları maalesef yaprakları yaktı. Aşırı sıcaklara bir de nem eklenince tarlada mantar hastalığı başlayıp bitkiyi sararttı. Yan tarlada ise fıskiyeler sadece gece ve sabah çalıştığı için yapraklar tertemiz büyüdü. Buradan da anlaşılacağı üzere sulama şekli ve saatine özen göstermek bitkilerin kalitesini doğrudan etkiler.
Tarlanıza harcayacağınız yoğun emeklerin karşılığını tam olarak alabilmek, hayvancılık işletmenizin geleceği için son derece önemlidir. Başta yonca olmak üzere tüm yem bitkisi tohumlarında fiyatı belirleyen en temel unsurlar; sertifika güvencesi ve çeşidin temiz içeriğe sahip olmasıdır. Çimlenme gücü yüksek olan sertifikalı ürünler, tarlalarda neredeyse hiç fire vermeden bitkileri yetiştirmenize imkan verir.
Bunun yanı sıra, ekim yapacağınız arazinin büyüklüğüne tam uyan, uygun miktarda tohum satın almaya özen göstermelisiniz. İhtiyaçtan fazla alınan ve tüketilmeyen tohumlar, saklama esnasında nem kaparak çimlenme yeteneğini kaybedebilir; bu da bütçenize ciddi derecede zarar verir. Tarlanıza en uygun çeşidi bulmak, toprağınızı riske atmamak ve en ekonomik fiyatlardan yararlanmak için İntfa Tarım ürünlerinden sizin için en iyisini seçebilirsiniz.