Sepetiniz şu an boş.
Hibrit pembe domates tohumu, Türkiye'de özellikle ticari amaçlı büyük ölçekli pembe domates yetiştiriciliği yapmak isteyenlerin en çok aradığı domates tohumlarının başında gelmektedir. Alışılagelmiş standart kırmızı domatesten farklı açık kırmızı - pembe arası rengi, daha iri ve kök domatesi görünümlü büyük meyve yapısı ve kendine özgü güzel aromasıyla bu çeşide olan ilginin her geçen gün daha da arttığını söyleyebiliriz.
Özellikle büyük ölçekli pembe domates yetiştirmeyi hedefleyenler için hibrit tohum kullanımı en sağlıklı ve kazançlı yaklaşım olacaktır çünkü kârlı bir üretim için verimlilik, hastalıklara yüksek direnç ve dayanıklı meyve yapısı gibi hem üretime hem pazarlamaya yönelik aranan özelliklerin hepsini bir arada ancak hibrit pembe domates çeşitlerinde bulabilirsiniz.
Tohum seçimi yaparken en çok karşılaştığımız sorulardan biri "Atalık tohumla hibrit tohum arasında kaldım, sizce hangisini almalıyım?" sorusudur. Bu soruya tek cevap vermek doğru olmaz çünkü kullanım amacı ikisi arasındaki farkı belirleyen asıl noktadır.
Atalık pembe domates tohumları, nesilden nesile aktarılan, gen yapısı sabit olan çeşitlerdir. Tohumları bir sonraki yıl için saklanabilir ve atalık tohumlar en önemlisi de yerel iklim şartlarına uyum sağlamış türlerden oluşur. Meyve iriliği ve olgunlaşma süresi bakımından atalık pembe domatesler farklılık gösterebilmektedir. Lezzet ve aroma açısından atalık pembe domateslerin biraz daha önde olduğunu söyleyebiliriz.
Hibrit pembe domates tohumunun en belirgin avantajlarından biri homojen ürün görünümüdür yani ürünlerin biri küçük, biri çok büyük olmaz genelde aşağı yukarı aynı boyutlarda ürünler elde edersiniz.
Hibrit pembe domates tohumları kontrollü çaprazlama adı verilen özel bir yöntem ile elde edilmektedir. Bu yaklaşım sayesinde, her türün öne çıkan aranan özelliği alınarak sonuçta F1 hibrit adı verilen gayet verimli, dayanıklı ve pazarlama açısından üreticilerin tercih ettiği ürünleri verebilecek kaliteli hibrit pembe domates tohumları elde edilmiş olur.
Üreticilerle yaptığımız görüşmelerde hibrit pembe domates tohumlarının tercih edilme nedenlerinin başında homojen meyve görünümünün pazarlama açısından sağladığı kolaylık olduğunu gördük. Marketlerde ve pazarda tezgahlara dizildiğinde güzel bir görünüm oluşturması bakımından hibrit pembe domates çeşitleri göze hitap etmekte ve çok daha hızlı satılmakta, bu durum da üreticilerin pembe domateste atalıktan daha ziyade hibrit tohumlara yönelmesine neden olmaktadır.
Saha elde ettiğimiz birinci el tecrübeler aslında "en verimli çeşit" sorusunun yanıtının büyük oranda bölgeye ve yetiştirme koşuluna göre değiştiğini söylüyor. Fakat yine de aynı bölgeyi baz alarak bazı çeşitlerin çok belirgin şekilde daha iyi randıman verdiğini söyleyebiliriz.
Piyasada öne çıkan hibrit pembe domates çeşitlerini karşılaştırdığımızda üç temel kriteri göz önünde tutmamız gerektiğini söyleyebiliriz; meyve ağırlığı, çatlama direnci ve ürünün raf ömrü (dayanıklılık).
Özellikle Marmara ve Ege bölgelerindeki üreticilere vermiş olduğumuz tohumlara ilişkin yaptığımız düzenli takip çalışmalarında, 200-350 gram arasında meyve veren indeterminate tipi hibrit çeşitlerin hem verim hem de pazar değeri bakımından öne çıktığını gözlemledik. Determinate tipler ise açıkta seralarda ya da kısa sezonluk üretimlerde daha kolay yönetilebildiği için daha çok küçük üreticilerin tercihi olmaktadır.
En yüksek verimi almak için en iri meyveyi verecek çeşitlere yönelmek gerektiği şeklinde bir ön kabul vardır. Bizzat yürütmüş olduğumuz tohum verimliliği testlerinde bazı orta - iri meyveli hibrit pembe domates çeşitlerinin, çok iri ürün vermesi beklenen hibrit türlere göre birim alanda kg bakımından daha fazla ürün verdiğini ve domates üretimi üzerinde baskı kuran bazı yaygın hastalıklara çok daha iyi direnç gösterdiğini tespit ettik. Buradan çıkarabileceğimiz sonuç; her zaman “daha büyük ürün = daha fazla kazanç” şeklinde net bir denklem olmadığı yönündedir.
Hayır, hibrit tohumlar yapısı gereği bir sonraki nesilde aynı özelliklere sahip ürünleri vermez. Bu hiç ürün alamazsınız demek değildir, sadece aynı verimde, aynı kalite ve özellikte ürün alınamayacağı anlamına gelmektedir.
Kontrollü çaprazlamalar sonucunda ata nesil olan P grubundaki her bir çeşidin belirgin ve aranan iyi özelliklerinin seçilerek bir sonraki nesile aktarılması yoluyla elde edilen F1 hibrit tohumlarının en belirgin özelliği zaten birinci nesil için aranan iyi özelliklerin ikinci nesil olan F2 de korunamaması durumudur ki buna “segregasyon” adı verilir. Aslında bu bir kusur değil, yapay seçilim ile ıslahın bir neticesidir.
Bazı üreticilerimiz her ne kadar bu konuyu bilse de tohum maliyetinden tasarruf edebilir miyiz düşüncesiyle bir sonraki sezon için tohum saklayarak denemeler yaptıklarını ama elde ettikleri ürünlerde meyve renginin soluk, ürün görünümlerinin düzensiz ve şekil bakımından tutarsız olduğunu gözlemleyerek büyük bir verim ve kalitesi kaybı tecrübe ettiklerini ifade etmişlerdir.
Hibrit pembe domates tohumlarınızı seçerken mutlaka tescilli markalara ve piyasada kabul gören büyük firmaları tercih etmenizi öneriyoruz. Gerek sezon boyunca eş zamanlı hasat, gerek birim alandan alacağınız ürünün miktarı ve kalitesi bakımından kaliteli tohuma yapacağınız yatırım zaten kendini fazlasıyla amorti edecek, sizi hastalık mücadelesi, düşük verim gibi gizli maliyetlerden de koruyarak kârlı ve sürdürülebilir bir üretim yapma imkânı verecektir.
Atalık pembe domates tohumlarında her ne kadar tohumları bir sonraki sezon için saklamak mümkün olsa da büyük çaplı ticari üretimde verim, hastalık direnci, homojen ürün görünümü, eş zamanlı hasat, nakliyeye dayanıklılık gibi ticari kaygılar açısından bekleneni veremeyebileceğinden daha çok küçük üreticilerin ve kendi bahçelerinde hobi amaçlı üretim yapanların tercihi olmaktadır.
Hibrit pembe domates yetiştiriciliğinde toprak yapısı, verimi doğrudan etkileyen en temel faktörlerden biridir. Hibrit pembe domates, derin işlenmiş, drenajı iyi, organik madde açısından zengin, pH değeri 6,0 - 6,8 arasında olan tınlı ya da tınlı - kumlu topraklarda daha bol ürün verir.
Killi, su tutan ve sıkışmış topraklar kök gelişimini sekteye uğratır; bu tür parsellerde bitkilerin alt yapraklarında sararma ve solgunluk baş göstermesi kaçınılmazdır. Çok kumlu ve sığ topraklar ise nem tutma kapasitesi düşük olduğundan özellikle sıcak dönemlerde sulama sıklığını artırır ve bu da işgücü ile sulama maliyetini yukarı çeker. Tuzluluk sorunu olan topraklarda ise hibrit pembe domates tohumlarından beklenen gelişmeyi görmek zor olacaktır; EC değerinin 2,5 dS/m'nin altında tutulması önerilir.
Toprak hazırlığında ise toprağın derince sürülmesi, organik gübre ile iyice zenginleştirerek ürünlerin ihtiyacı olan organik madde bakımından tatmin edici düzeye getirilmesi ve gerekirse kireçleme ile ihtiyaç duyulan pH değerinin ayarlanması gibi adımlar uygulanabilir.
Pembe hibrit domates tohumu, ılıman iklim koşullarında daha verimli olan bir çeşittir. Türkiye'de Ege, Marmara, Akdeniz'in kıyı kesimleri ve İç Anadolu'nun sulanabilir ovaları başlıca pembe domates üretim alanları olarak değerlendirilebilir. Sera yetiştiriciliği söz konusu olduğunda ise coğrafi sınırlar epey genişler; neredeyse her bölgede ısıtmalı ya da soğuk cam altı pembe domates üretimi yapılabilmektedir.
Gecenin 10°C'nin altına düştüğü dönemlerde pembe domateslerde çiçek tutumu zayıflar ve meyve bağlama süreci zorlaşır. Öte yandan gündüz sıcaklığının sürekli 35°C 'yi aşması, çiçek dökümüne ve renk gelişim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle yüksek rakımlı bölgelerde daha kısa bir sezon planlaması yapılmasında yarar vardır.
Güneydoğu Anadolu'da sulama altyapısı uygun parsellerde de başarılı pembe hibrit domates üretimi yapılabildiğine ilişkin geri dönüşler alıyoruz; ancak bu bölgelerde hastalık baskısı daha erken ortaya çıktığından koruyucu ilaçlama takvimine daha dikkatli uyulması önem arz etmektedir.
Pembe hibrit domates tohumları daha verimli ve dayanıklı, hastalık baskılarına karşı yüksek dirençli bitkiler elde etmek amacıyla öncelikle viyol ya da tohum tepsilerine ekilerek pembe domates fidesi yetiştirilmelidir. Tohum ekim zamanı bölgeye ve üretim sistemine göre değişmekle birlikte yazlık açık tarla üretimi için genelde Şubat-Mart, sonbahar üretimi için ise Temmuz-Ağustos arası en yaygın tercih edilen dönemler olduğunu söyleyebiliriz.
Tohumlarınızı, hafif nemli steril tohum yetiştirme kaplarına (viyol vb) yaklaşık 0,5-1 cm derinliğe ekebilirsiniz. Çimlenme için ortam sıcaklığının 22-26°C arasında tutulması önem taşır. Bu aralığın dışındaki sıcaklıklarda çimlenme randımanlı olmaz ve fidelerinizin çıkışında gecikmeler görülür. Çimlenme süreci uygun sıcaklık ve nem altında genellikle 5-8 gün içinde tamamlanmaktasdır.
Fide yetiştirme süresi, sağladığınız ortam şartlarına ve hedeflediğiniz fide büyüklüğüne göre 30-45 gün arasında değişebilir. Fide yetiştirme döneminde aşırı sulamadan kaçınılmalı, fidelerin ışık stresine girerek gereksiz yere uzamasının önüne geçmek için de yeterli Güneş ışığına erişimleri sağlanmalıdır. Dikimden 10-14 gün kadar önce fidelerin sera dışına alınarak sertleştirilmesi, açık alana şaşırtmadan dolayı meydana gelebilecek stresi azaltır ve bitkilerin daha verimli ve dayanıklı olmasına yardımcı olur.
Fide dikimi sabah erken ya da akşam saatlerinde yapılmalı; güneşin tam tepede olduğu sıcağın diktiği öğle vakti fide dikiminden kaçınılmalıdır. Dikimden sonra fidelere mutlaka can suyu verilmelidir.
Dikim mesafeleri, çeşidin büyüme tipine ve yetiştirme sistemine göre farklılık gösterebilir. Aşağıdaki veriler genel bir referans niteliğinde değerlendirilebilir.
Sık fide dikimi büyük oranda bitkiler arası hava sirkülasyonunu azaltır ve fungal hastalıkların yayılmasını kolaylaştırır. Geniş aralıklı dikimde ise birim alandan elde edilen ürün sayısı azalır ve verim kaybı söz konusu olabilir. Bu noktada geçmiş tecrübelerden de yola çıkarak orta noktayı bulmak ve yukarıdaki referans aralıklarını da dikkate almak avantajınıza olacaktır.
Aslında en doğrusu gübreleme programının, toprak tahlili sonuçlarına göre planlanmasıdır. Bu ilk adım atlanırsa gereğinden fazla ya da eksik besin uygulaması kaçınılmaz olur ki bu durum her türlü üreticiye ekstra bir maliyet yükü anlamına gelir. Eksik gübre kullanımı dekar başına verimi düşürerek gizli maliyet oluştururken gereksiz gübre kullanımı hem gübreye gereksiz masraf yapılması hem de toprağa ihtiyacından fazla gübre verilmesinden kaynaklı potansiyel riskleri beraberinde getirir.
Üreticilerden aldığımız geri dönüşlerde, toprak analizi yaptırmadan kendi kafasına göre rastgele gübreleme yapan üreticilerin yaklaşık %60 'ının potasyum eksikliği ya da fosfor birikimi ile karşılaştığı ortaya çıkmıştır; ki bu da hem hatalı gübrelemeden kaynaklı maliyet artışına hem de ürün verimi ve kalitesinin düşmesine yol açarak sezon sonunda hedeflenen üretimin altında kalınması ile sonuçlanmıştır.
Fide dikiminden önce toprağı daha zengin hale getirmek adına dekara 3-5 ton kadar yanmış hayvan gübresi ve toprak analizine göre uygun miktarda NPK mineral gübre uygulaması önerilmektedir. Bitkinin ilk gelişim dönemlerinde azot ağırlıklı gübre verilmesi, çiçeklenme ve meyve tutma sürecinde ise fosfor ve potasyum ağırlıklı gübrelemeye geçilmesi yerinde olur.
Kalsiyum eksikliği pembe domateste çiçek burnu çürüklüğü (BER) durumuna yol açabildiğinden toprağın kalsiyum durumu dikkate alınarak gerekirse kalsiyum da verilmelidir.
Üreticilerden aldığımız geri bildirimlerde gübrelemede, damla sulama sistemine entegre fertigasyon yöntemi ile haftalık küçük dozlar halinde mineral takviyeleri yapılması bir defada yapılan yoğun gübrelemeden çok daha verimli olmaktadır. Özellikle de seracılıkta yaygın olan bu uygulama ile ürün verimi artarken besin ve mineraller bitkiler tarafından daha etkili bir şekilde kullanılmaktadır.
Domates yetiştiriciliğinde sulama konusu önemlidir çünkü pembe hibrit olsun, ister standart domates olsun, hepsi de su stresine ve aşırı sulamaya hassastır. Bu nedenle domates üreticileri sulama konusuna özen gösterir ve sulamadan kaynaklı kayıpları önlemek adına gerekli tedbirleri alır.
Pembe domates tarımında toprak yüzeyinin kuru olmasından ziyade sulamaya karar vermek için toprağın 10 cm kadar derininin kuru olup olmaması referans alınmalıdır. Bunun için topraktaki nem durumunu ölçen cihazlar kullanılabileceği gibi parmağınızı kullanarak el yordamıyla da toprağın nemlilik durumunu kontrol edebilirsiniz.
Damla sulama sistemi hibrit pembe domates tarımında gerek su tasarrufunun sağlanması gerek sulama hatalarından kaynaklı hastalık baskılarının önüne geçilmesi bakımından açık sulamaya ve yağmurlama sistemine göre daha üstündür.
Domates yetiştiriciliğinde yaprakların ıslanmasına neden olacak yağmurlama sistemi gibi yukarıdan yapılan her türlü sulama yöntemi fungal hastalık riskini artırır.
Üreticilerden aldığımız geri bildirimler; Alternaria ve Botrytis gibi enfeksiyonların damla sulama sistemi uygulanan üretim sahalarında çok daha ender görüldüğünü söylüyor. Buradan çıkaracağımız sonuç, hibrit pembe domates yetiştiriciliğinde damla sulama metodunun hastalık yönetimi açısından da çok büyük artısı olduğu gerçeğidir.
Hibrit pembe domates çeşitlerinin sulama sıklığı ve miktarı; mevsim sıcaklık durumuna, toprağın su tutma bakımından özelliklerine ve bitkinin hangi aşamada olduğuna göre (gelişim - çiçek - meyve ) değişir. Meyve büyüme döneminde su ihtiyacı zirveye ulaşır. Bu dönemde sulama düzensizliği, meyve kabuğunda çatlamalara ve aroma kayıplarına neden olabilmektedir.
İndeterminate hibrit pembe domates çeşitlerinde düzenli koltuk alma uygulaması yapılır. Koltuklar küçükken, yani 2-3 cm boyuna ulaşmadan mutlaka temizlenmelidir. Daha büyük koltukların koparılması bitkide geniş yaralar açabilir ve hastalıklara kapı aralayabilir.
Pembe domateste ürün kalitesini artırmak, bitkinin güneş ışığından daha verimli bir şekilde yararlanmasını ve tüm yaprakların havalanmasını sağlamak adına budama yapılır. Budamada özellikle toprağa yakın zayıf dallar alınır. Birbiri üzerine denk gelen yakın dallar seyreltilir. Budama işlemi doğru yapıldığında meyve verimi ve kalitesi artacağı gibi domatesleriniz daha güzel olgunlaşıp renk alır, daha lezzetli olur. Sera yetiştiriciliğinde genelde bir kaç dal bırakılırken açık tarlalarda duruma göre 3-5 dal kalacak şekilde budama yapılabilir.
Alt yaprakların alınması özellikle de Temmuz Ağustos gibi sıcak aylarda hava sirkülasyonunu artırır ve mantar hastalıklarına karşı ekstra bir koruma sağlar.
Domates yetiştiriciliğinde özellikle sırık tipi boya giden türler için destek kullanımı şarttır. Aksi halde ürünler büyüyüp olgunlaştıkça dallar üzerine binen yük artar, ya dal kırılması olur ya da toprağa devrilme olur ki bu da hem ürünlerin zarar görmesine hem de bitkinin topraktan kaynaklı patojenlere maruziyete neden olur.
Pembe hibrit domates yetiştiriciliğinde en yaygın karşılaşılan hastalıkları ve problemleri şu şekilde sıralayabiliriz;
Erken yanıklık (Alternaria solani): Alt yapraklardan başlar, kahverengi halkalı lekeler oluşturur; havalandırma ve koruyucu fungisit ile kontrol altına alınabilir.
Geç yanıklık (Phytophthora infestans): Nemli ve serin hava koşullarında hızla yayılır; mücadelesi erken müdahaleye bağlıdır.
Solgunluk hastalıkları (Fusarium, Verticillium): Toprak kaynaklıdır; dayanıklı çeşit seçimi ve münavebe en etkili önlemdir.
Domates sarı yaprak kıvrılma virüsü (TYLCV): Beyazsinek vektörüyle taşınır; vektör mücadelesine yönelik uygulamalar birincil önlemdir.
Botrytis (gri küf): Aşırı nemli ortamlarda salgın yapabilir; budama artıklarının temizlenmesi ve havalandırma kritik önem taşır.
Domates tarımında hastalık yönetiminin en önemli ilkesi baştan önlemedir. Bölgede daha önce domates yetiştirilmiş parsellerde mümkünse 3 yıllık ekim nöbeti uygulanmalıdır. Kimyasal mücadelede biyolojik preparatlarla dönüşümlü program oluşturmak, direnç gelişimini yavaşlatır.
Hibrit pembe domates çeşitlerinin büyük çoğunluğunda fideden hasada kadar geçen süre, koşullara bağlı olarak 75-110 gün arasında değişmektedir. Meyve, olgunlaştıkça pembe-kırmızı tonuna döner; ancak hasat zamanı daha çok hedef pazara göre belirlenir.
Uzak illere gönderilecek ürünlerde raf ömrü ve nakliyeye dayanıklılık adına ürünlerin %70-80 olgunluk düzeyinde, yani pembe tonun tam oturmadığı dönemde hasadı tercih edilmelidir. Yakın il ve ilçelere yönelik ya da doğrudan kendi tüketiminize yönelik üretimlerde ise meyve daha olgun hâldeyken alınabilir.
Öğle sıcağında toplanan pembe domates hızla yumuşadığından dayanıklılığı azalır, raf ömrü çok daha kısa olur. Ayrıca hasat sürecinde domatesleri sapından döndürerek fazla bastırıp zedelemeden koparmak ve kasalara sıkıştırmadan, ezmeden yerleştirmek gerekir.
Pembe domates her şeyden önce sofralık tüketim açısından çok sevilen ve aranan, pazarı olan güçlü bir çeşittir. Rengi, lezzeti ve dilimlendiğinde oluşan cezbedici görüntüsü ile taze olarak bolca tüketilir. Ayrıca kırmızı domatese göre asit oranının düşük ve tadının yumuşak olması nedeniyle de bazı tüketiciler pembe domatesi daha çok tercih etmektedir.
Pembe domates,
Salatalarda
Kahvaltı sofralarında
Soslarda
Menemen yapımında
Çorbalarda